Teknoloji ve Moda ile İnsan Vücudunun Evrimi

Durup dururken insanın kafasına bir konu takılır, sonra biraz düşününce ilginç şeyler ortaya çıkar ya, bugün böyle bir konudan bahsedeceğim.

Belgesel kanallarını seyrederken yüz yıllar, bin yıllar sürmüş canlı evrimlerini görüyoruz. Karada yaşayan canlılar su basmaları ile yüzgeç edinip suda yaşar hale gelebilmiş. Havanın ısınması ile bazı hayvanların ciltleri sertleşmiş, daha az su ile yaşayabilir hale gelmiş.

telefon insan vücudu evrimi

 

Peki insan vücudu evrimleşmiyor mu? Biz de bir canlıyız ve biz de değişen şartlar ve ortamdan etkilenerek değişebiliriz.

Ama bir fark var: Hayvanların aksine biz değişmiş şartlara çok daha kısa süre maruz kalıyoruz. Şartlar, ortam, moda o kadar çok sık değişiyor ki evrime yol açacak kadar uzun sürmüyor.

İnsan hayatı için 20 yılda bir değişen moda akımı, 5 yılda değişen teknoloji kullanımı uzun bir süre gibi gözükse de evrim için gereken bin yıllarla karşılaştığında yeterli kalmıyor. Uzun süren bir durum olduğunda sonuçlarını insan vücudunun evrimiyle görebiliriz.

O zaman, günümüzdeki bazı moda akımlarının ve teknolojik ortam şartlarının evrim için yeterli süre devam edeceğini varsaysak neler olurdu bir bakalım. Şahsen bu kadar uzun süreceğini düşünmüyorum, yepyeni, bugün hayal bile edemediğimiz buluşlar mevcut ortamı değiştirecek ama keyifli bir beyin jimnastiği olması açısından paylaşmak istedim:

Parmak arası terliklerle ayak evrimi

Parmak arası terlik kullanımı git gide yaygınlaşıyor. Bu terliklerin evrimi tamamlayacak kadar uzun kullanıldığını düşünün. Ayak baş parmağı ile yanındaki parmak arası açılacak. Terliğin şekline uygun bir ayağa sahip olabileceğiz.

Eski tarz terlikler sağdan solda ayağı tutarken parmak arası terliklerle ayaklar sağdan solda baskılanmadığından kapalı ayakkabı giyimi de azalırsa daha geniş olabilir. Belki bir hobbit ayağına değil ama bugünden biraz daha geniş ve parmaklar arası açık bir ayağımız olabilir 🙂

insan vücüdunun evrimi

Teknoloji ve değişen dünya vücüdumuzda da değişikliklere yol açabiliyor

Akıllı cep telefonları ile elin evrimleşmesi

Terlikler konusunda iddialı değilim ama yoğun baş ve işaret parmağı odaklı akıllı telefon kullanımına bu şekilde devam edersek elimizin evrimleşmesi kaçınılmaz.

Öncelikle elin duruş şekli sürekli yarı kapalı duruyor. Klavyede yazı yazarkenki kadar elimizi açmıyoruz, parmaklarımızı çok daha fazla kıvırıyoruz.

cep telefon ve insan eliBir çoğumuz sürekli telefon kullanımından dolayı ellerinde rahatsızlık hissetmeye başladı. Uzun süreli akıllı telefon kullanımı bir yandan el bilek sağlığı sorunları riski getirirken bir yandan da vücudumuzun uzun vadedeki şekline etki ediyor.

Elimizi serbest bıraktığımızda düz duran eller yerine robot kıskacı gibi sürekli kıvrık duran ellerimiz olabilir. Bugün elimizi yumruk haline getirmek için enerji harcarken yarın karşımızdaki ile düz el uzatıp tokalaşmak için elimizi düzleştirmeye uğraşıyor olabiliriz.

Gözlerimizin yakın görüşte keskinleşip uzak görüşte zayıflaması

20 yıl önce evdeki televizyona 2-3 metre uzaklıkta oturduğumuzda annelerimiz televizyona yakından bakma gözün bozulur derdi. Şimdi ise cep telefonlarımızı saatlerce gözümüze 15-30cm uzaklıkta tutuyoruz.

Yaşlandıkça yakın görmenin zayıflaması ile yaşı büyük olanlar cep telefonları gençlere göre biraz daha uzak tutuyor. Ama evrimin amacı canlının değişen şartlara ayak uydurabilmesini sağlamak. O yüzden evrimle, yaşlandıkça yakını görme sıkıntısının azalacağını buna karşılık daha az uzağa bakma ihtiyacından dolayı uzağı görmenin zayıflayacağını düşünüyorum.

Bugün en sık ne zaman uzağa bakma ihtiyacı hissediyoruz? Herhalde araba kullanırken. Sürücüsüz arabalar yaygınlaştığında ne yapacağız peki, oturup uzakları mı seyredeceğiz? Elimizdeki cep telefonuna odaklanacağız. Yani bugün uzağa baktığımız anların yerine de yakın bakış anları gelecek.

Gözün komple evrimleşmesi

Teknoloji dünyasının sürekli gelişimi ile insan vücudunundaki en büyük etkinin gözlerde olacağını düşünüyorum.

Yapısal olarak daha yakına baktığımızdan göz bebekleri büyüyebilir, gözler arası mesafe azalabilir.

teknoloji ve gözler

Normalde gözümüzü belli aralıklarla kırpmalıyız. Bir ekrana odaklandığımızda ise gözümüzü kırpmayı unutuyoruz ve uzun süre göz kırpmaması nedeniyle göz kuruması meydana geliyor.

Göz kırpmama eğiliminin sorun yaratmaması için gözün evrimleşerek daha kuru olarak çalışabilecek hale dönüşmesi gerekiyor. Göz kapaklarımız çok daha tembel hale gelebilir.

Yeni yaygınlaşmaya başlayan yapay zeka (VR) gözlüklerinin potansiyel etkilerini de yeni yeni öğreniyor olacağız.

Dijital sesler ve kulaklıklar ile kulak evrimi

Doğal sesler yerine dijital cihazlar tarafından üretilmiş seslere her geçen gün daha çok maruz kalıyoruz. Duymanın bu yönde değişmesi, kulakların kulaklık takmaya çok daha uygun bir hale gelmesi şaşırtıcı olmaz.

airpods kablosuz kulaklıkApple’ın en son çıkarttığı AirPods kablosuz kulaklıklar da önümüzdeki dönemde kulağımıza daha sık kulaklık takacağımızın sinyali. Kısaca sesleri kulağımıza çok daha yakın (hatta içinde) bir kaynaktan duyuyor olacağız. Bugün kulağımıza taktığımız kulaklıkları belki 15 sene sonra kulağımızın içine implant şeklinde yerleştiriyor olacağız.

Koku duyusunu kaybedebilir miyiz?

Doğal besinler azalıyor. Domates domates gibi kokmuyor ya da kokması için özel olarak genetiği ile oynanıyor. Doğal olarak alabileceğimiz güzel kokular azalıyor.

Geriye ya yapay kokular ya da kötü kokular kalıyor. O zaman vücudumuz artık koku almasam da olur diye düşünmez mi?

Gaz kaçağı anlaşılsın diye gaza koku verilmesi de ileri nesil dedektör ve sensörlerle tarihe kavuşacak. Herhangi bir kokuyu sensörün algılayıp insana sesli veya görsel olarak iletmesi mümkün. Bu da artık koku almazsak yaşamımız çok etkilenmez anlamına geliyor.

Besinlerden aldığımız keyif azalabilir mi? Dildeki duyulara odaklı besinler ile bunun da üstesinden gelebilir üreticiler. Sonuç olarak koku duyumuzu kaybetme riskimiz var.

koku-duyusu

Bel, boyun ve omurga yapısının değişimi

İş ortamında daha çok bilgisayar başında oturacağız diyemiyorum. Evde bilgisayar kullanımı zaten azaldı. Artık telefon tablet dönemindeyiz. Bunları da ayakta, oturarak, hatta kanepede uzanarak kullanabiliyoruz.

Omurga yapısındaki değişiklik bu sürekli kullandığımız cihazlara bakış açımızla ilgili. Örneğin başımızı daha çok eğiyoruz. Bilgisayar ekranına dik bakmak mümkünken tabletlerimize bakmak için başımızı eğiyoruz, tam karşımıza yerleştirmiyoruz.

telefon ve boyun ağrıları

Teknolojinin hareketi azaltacak kolaylıklar getirmesi neyse ki yeni neslin sağlık, spor ve fitness’a olan artan ilgisiyle dengeleniyor. En azında Türkiye’de, büyük şehirlerde spora harcanan vaktin arttığını düşünüyorum. Bu güzel bir gelişme.

Değişen şartlar ve ortam doğal evrime yol açacak kadar kalıcı olmuyor

İnsan vücudunun evrimi olabilmesi için bugün konuştuğumuz evrime yol açacak şartların uzun süre korunması lazım. Şartların bu kadar uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.

Bu konuyu 10 yıl önce konuşuyor olsaydık belki de otomatik vitesli arabalar yüzünden sağ bacak sol bacak farkedecek diye düşünürdük ama bugün biliyoruz ki bu evrim gerçekleşmeden otopilot araçlar gelecek ve sağ bacağımızı da kullanmayı bırakacağız.

Bugünün şartlarından bahsettim. Yarın Elon Musk’ın Mars kolonisi başladığında belki de daha az oksijen tüketimi ile güneşe direkt maruz kalmadan yaşayabilen bir canlıya dönüşebileceğimizi konuşacağız.

Ama bence daha önemli bir konu var: İnsan vücudunun evrimini doğasına mı bırakacağız yoksa genetiğimiz ile oynayarak süreci hızlandıracak mıyız?

Paylaş, keyfine var!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir